WAT Gunlukleri #1 -Part 1 (04.06.2016)

Nasıl anlatsam, nerden başlasammhhh kaç kişiydik o zaman bak kaç kişi kaldık şimdieee.

Hadi son akşamdan başlayalım.Gidiyor olmamdan bağımsız bir nedenden dolayı çok kötü bir akşam geçirmiştim. Uçak sabah 6’da olduğu ve havaalanı da evime uzak olduğu için zaten uyumamıştım. Uykusuzluğun verdiği sersemlik bi yandan ailemden ayrılıyor olmanın verdiği koca huzursuzluk bir yandan deli gibi karnım ağrımaya başladı havaalanında içeri alınış saatini beklerken. Bir de korkuyorum çünkü uçağa binmişliğim yok, içerideki prosedür ne, ne nasıl yapılır hiç bilmiyorum. Neyse ailemden ayrılıp (burası tam bir yeşilçam veda sahnesi olacakken “Ben en iyisi hemen gidiyim yoksa hepimiz dağılıcaz.”la yarıda kesilmiş dandirik bir şey oldu.) sonraki bölüme geçince bir rahatladım ama uykusuzluktan hala sersemim. Neyse en sonunda Paris’e gideceğimiz minik uçağa bindik.

20160521_054513.jpgİçimden diyorum ki ne olur çabucak kalksın korkunç bir şey olmadığını göreyim de bir an önce uyuyayım. Bekledi bekledi sonunda kalktı uçak, hiç de korkulacak bir şey yoktu. Sonra bir anons “hava kütlesine giriyoruz türbülans olacak” diye. “Eaaah, uyuycam yeter ölürsek de uykusuz ölmek istemiyorum.” dedim ve kafamı koluma koyduğum gibi 2,5 saat kesintisiz uyudum. Sonra bir kez gözümü açıp “noluyo nerdeyim” bakışı attım ortalığa ve sonra geri kalan 1,5 saati de uyuyarak geçirdim.Bir baktım uçak Paris’e inmek üzere. Uçak inince tıpıdıtıpıdı aktarma için gerekli yere geçip beklemeye başladık. Sonra sırayla kontroller yapılırken hem fiziken hem de aksiliğiyle tam olarak Gilmore Girls’deki Michel’e benzeyen(izlemiş olanlara sevgiler…) bir görevli denk geldi. Onu da atlattıktan sonra uçağa bindik. Ben hop yine uyudum. Tüm yolculuk boyunca uyuya uyana sonunda New York’taki JFK Havalima’nına indik. Bu noktadan sonra yapmam gereken valizlerimi alıp Terminal 4’ten Terminal 1’e gitmekti çünkü beni Ocean City’ye götürecek servis Terminal 1’de bir kafenin önünde bekleyecekti. Neyse bagajımı aldım hızlıca hiçbir sorun çıkmadı, gittim havalimanı içerisindeki metroya bindim. Bir yandan ailemi haberdar etmeye çalışıyorum, çünkü merak dolu mesajlar geliyor. Bir yandan metroda valizlerle ayakta kalmaya çalışıyorum, bir yandan da ineceğim durağı takip etmeye.Sonra fark ettim ki bu metro yolculuğu gereğinden uzun sürdü. Kafamı bir kaldırdım, son durakta “Jamaica”dayız! O kafayla ters yöne binmişim. Neyse inmeme gerek kalmadı, aynı metro terse döndü, Hemen aradım servisi beklesinler diye bu sefer de adamın sesi gelmiyor doğru düzgün. En sonunda bir şekilde anlaştık, bekleyecekler sorun yok dedi.en sonunda Terminal 1’e geldim. Airport pickup için rezervasyon yaptırdığımda Terminal 1’deki Panini Express’in önüne gidip beyaz tişörtlü adamı bulmam söylenmişti. Bakıyorum bakıyorum beyaz tişörtlü kimse yok. İçimden diyorum ki kesin anlamadı o seste adam beni, beklemedi gitti servis. Panini Express’teki görevliye sordum o da “buranın önünde oluyodu normalde, niye yok bilmiyorum.” dedi. Tekrar aradım servisi trafik var daha gelemedi dediler. Oturdum beklemeye başladım.

20160521_145244 (1).jpg

Sonunda servis geldi, biraz da birlikte bekledik gelmeyenler varmış daha. Bu arada servis şoförü hepimize soruyor kalacak yer ayarladınız mı ayarlamamız gerekiyor mu diye. Ben “Kalacak yerim yok, bir yer bulmamız gerekiyor.” deyince o kadar içten bir “shiiit” dedi ki dedim aha sokakta kaldım gece gece. Neyse yola çıktık en sonunda ama bu sefer de New York’tan çıkışta trafik var.

 

Şoför birilerini arıyor, motelde boş yeriniz var mı diye, hepsi yok diyor. En sonunda “Bir tanesinde boş yer varmış ama oda 4 kişilik. Diğer servislerden birilerini daha bulmaya çalışacağım evi olmayan ama bulamazsam oda ücretini tek başına ödemen gerek.” dedi. Ben sokakta kalmayacağımı duyunca gerisi çok umrumda olmadı zaten. Bütün paramı verebilirdim o an 🙂 Neyse ki birkaç aramadan sonra 3 kız daha buldu evi olmayan. Uyuya uyana sonunda Ocean City’ye geldik, herkesi kalacakları yere bıraktık. Sıra geldi motele. Servis şoförüyle girdik motele, içeride 2 tane yaşlıca adam, bir de genç çocuk var. Şoför sen işlemlerini hallet, ben bi süre dışarıdayım bir sorun olursa, kızlar gelince kapıyı açarsın.” dedi. Tamamdır deyip, teşekkür ettim ben de. Genç olan eşyalarımı taşımama yardım etti odaya, sonra gitti. İçime nasıl bir huzurluk çöktü anlatamam. Gecenin bir yarısı alakasız bir yerde motelde tek başımayım, muhtemelen uyanık olan 3 tane adam onlar da tek olduğumu biliyor. Bir yandan deli gibi uykum var ama uyuyamıyorum çünkü korkuyorum, diğer kızlar da ısrarla gelmiyor. 1 saat kadar geçti kızlar geldiler sonunda. 2’si Bulgar, 1’i de Moldova’lıydı. Yalnız kızlar gelince nasıl bir rahatladım da uyudum anlatamam.

Ertesi gün uyanınca ilk iş eşyalarımızı alıp ev bakacağımız şirkete gittik birlikte. Oraya gidince bi süre beklememiz gerektiğini istersek çıkıp kahvaltı yapabileceğimizi söylediler, biz de çıkıp dolaşmaya başladık.

20160522_114023.jpg

Geri döndüğümüzde bir süre daha bekledik ve şirketin çalışanı bana uygun bir evin olduğunu, gidip bakınca seversek gece birlikte kaldığım 2 bulgar kızla aynı evde kalabileceğimi söyledi. Diğer kızın iş yeri bize uzak kaldığı için ona başka bir ev önerdiler.

Devamı başka bir güne kalsın, zira daha anlatacak çok şey var.Bu arada üstteki fotoğraflar hayatımda sersemlik halim sağolsun çektiğim en dandik ama belki en özel fotoğraflar. O yüzden paylaşmadan edemedim! 🙂

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın