Pasaport ve Vize İşlemleri

Ve bu kızın vizesi de tamam! Hohoho. Durun şimdi gelicez oraya ama önce beraber pasaport işini bi konuşalım. (Bu arada bir önceki yazım “Work and Travel ile Amerika’ya gitmeye nasıl karar verdim?”i okumayanlar şu tarafa gitti.)

Diyelim ki work and travel ile Amerika’ya gitmeye karar verdik ve şirketimizi bulup, kaydolduk. Şimdi ne yapacağız? Pasaportumuzu alacağız. Tabi ki bu adım benim gibi daha önce yurtdışına çıkma imkanı olmamış olanlar için geçerli. Diğerleri gönül rahatlığıyla ekrana sırıtıp “meh meh meh” diyebilirler. Neyse efendim, önce randevumuzu almak için https://epasaport.egm.gov.tr/ sitesine giriyoruz. Bu noktada önerim başvuru noktanızı seçerken merkezi yerler yerine daha küçük şubeleri tercih etmeniz çünkü ben pasaport işlemlerimi hallettikten sonra pasaportumun kargoyla gelmesi muhtemelen yoğunluktan dolayı 1 haftayı bulurken, aynı gün daha küçük bir şubede işlem yapan arkadaşımınki hemen ertesi gün geldi. Başvuru merkezimizi seçtikten sonra e-pasaport sitesinde istenen belgeleri alıp randevu gününde ve saatinde merkezde oluyoruz. Üstelik Şubat 2016’da çıkan kanunla 25 yaşın altında ve öğrenciysek artık pasaport harç bedeli ödemiyoruz. Peki bu kanun ne zaman çıktı? Ben parayı verip 10 yıllık pasaportumu aldıktan sadece ve sadece 1 hafta sonra. Hayır canım ne sinirlenmesi allah allah. Neyse efendim pasaport işlemlerimizi hallettiysek kargomuzun adresimize gelmesini bekliyor, geldiğinde de kargo paketini açtığımız gibi eşe dosta beğendirmelik instagrama koyuyoruz (mesajı aldık mı?).

İşin kolay kısmını hallettik. Buradan sonraki kısımda work and travel için internet üzerinden yapılan mülakatı geçip, iş kabulunu aldığımızı varsayıyoruz. (Merak etme, o konuya da başka bir yazıda değineceğiz beraber. Kıps.) İş kabulümüzü aldıktan sonra şirketimizin gerekli olduğunu söylediği belgeleri tamamlıyoruz ve internetten vize başvurumuzu yaptıktan sonra çıktılarını almamızı söylenen belgelerle 160 USD olan vize harç bedelini Akbank’a yatırıyoruz ve ödeme onayı gelince vize randevumuzu alabiliyoruz. Bu aşamalarda şirketiniz zaten sizi yönlendirecektir.

Şimdi vize deyince herkeste bir gerilme oluyor “ALLAAM KESİN ALAMIYCAM” diye. Vize günü bendeki gerilme daha çok gidecek olmama hala inanamamdan ve şimdiye kadar bi sorun çıkmadıysa demek ki burda bi sorun çıkacak diye bir inanışın olmasındandı. BEN GERİLDİM, SİZ GERİLMEYİN. Vallahi de gerilecek hiçbir şey yok görüşme konusunda. Anlatayım hemen kendi vize günümü de bir rahatlayın.

Benim dersim o gün erken bittiği ve arkadaşlarımın da benim muaf olduğum dersten sınavı olduğu için dedim ne yapayım gideyim konsolosluğa. İnternetten kullanmam gereken otobüse baktım ve Sarıyer’deki konsolosluğa gitmek için Maslak durağından 29Ş’ye bindim. Otobüste baktım elinde benim kayıt olduğum şirketin dosyası olan biri de ineceği duraktan emin değil insanlara soruyor, gittim “Gerisinden ben de emin değilim ama otobüsten Balabendere durağında ineceğiz.” dedim. Neyse beraber indik otobüsten. Zaten duraktan konsolosluk 2 dakikalık bir yürüme mesafesinde. Konsolosluğa vardığımızda daha bizden yarım saat önceki seansta olanları bile içeri almamışlardı. Bi süre caddenin karşısında ayakta bekleyelim dedik, sonra baktık olmuyor girdik oturduk oradaki cafeye. Zaten her masa work and travel için vize görüşmesi bekleyenlerle dolu, cafenin sahibi amca öyle oturttu bizi birilerinin masalarına. Dakika başı yeni biriyle tanıştım dolayısıyla, en sonunda hepsinin okuduğu, yaşadığı şehri de birbirine karıştırdım kafam karman çorman oldu. Tanıştığım kızlardan biriyle aynı yere gittiğimizi fark edip bir vohey dedik birbirimize. O zaten benden önce de aynı yere gidenlerle tanışmış, seni de whatsapp grubuna alalım dedi. Neyse sonra görüşme saati geldi, bizi gruplar halinde pıtı pıtı içeri aldılar. Klasik aramalar, dedektörden geçerken cebe sıkışmış bozuk paraya bipbiplemeler derken görüşmelerin olduğu salona geldik. Bir adet kendini uzay üssünde çalışıyor zanneden görevli tüm egosuyla “Şu şu belgeler dosyanızda olsun başka belgeye gerek yok, soru da sormayın” diyip gitti. Sırası gelen pasaportla arasındaki belgelerini verdi, lastikleyip geri verdiler. Üstüne bir de sıra numaramız oldu, tabloda parmak izi için yanacak sıranız, bekleyin dediler. Başladık gergin gergin beklemeye, numaram yanınca gittim camın arkasından “LİTFİN SIL İLİNİZİN DİRT PIRMIĞINI ŞIRIYI KIYIN” ve devamındaki talimatları veren kadının dediklerini yapıp parmak izi işlemimi bitirdim. Sonra kadın ağzının içinde “IVIDIZIDIZII” bir şey dedi anlayamadım. “Anlamadım?” dedim, gözlerini belerte belerte “SIRI NIMIRINIZ TİKRIR YINICIK BİKLİYİN” dedi, tekrar yerime geçtim. Bu arada bir yandan diğer görüşmeler devam ediyordu, vizesini alanlar bi sırıtmayla dışarı çıkıyordu. Ben beklerken görüşmeye giden o kadar kişiden sadece 4 kişi vize alamadı, 4’ü de yetersiz ingilizce yüzündendi. Benim sıra numaram yandı ve çok heyecanlı bi şekilde görüşme yerine gittim. Önce bir merhabalaştık, sonra gideceğim şehri ve eyaleti sordu. Ne iş yapacaksın dedi, markette fırın reyonunda çalışacağım dedim. Pişirmeyi biliyor musun, dedi. Evet, dedim. Sonra “ıvıdızıvıdı” bir şey dedi. Duyamadım dediğini, gözlerimi kocaman açıp adama nasıl dehşetle baktıysam gülümseyip tekrarladı sorusunu ama böyle bir durumda benim gibi kalmayın, sakince tekrarlar mısınız duyamadım deyin. Neyse ne pişirebilirsin diye sormuş, kurabiye, pasta vs. her şey yaparım dedim. Sonra transikriptime baktı, neden bu dersten notun var da diğerlerine not girilmemiş diye sordu. Muafiyet sınavına girdiğim için dönem bitmeden notum belli o yüzden dedim. Nereye gidicektin unuttum dedi, tekrarladım cevabımı. Vizen onaylandı, iyi tatiller dedi. BU KADAR.

Gergin olmaya değiyor mu? Zerre değmiyor inanın. Bir kere zaten work and travel için ilk mülakatı geçtiyseniz, üstüne de iş kabulünüzü aldıysanız ingilizceniz vize kabulü alacak kadar yeterli demektir. Vizeyi verecek olanlar da sizden nefret etmiyor dolayısıyla gereksiz bir heyecan yapmazsanız vizeyi almamanız için hiçbir neden yok. Yetersiz ingilizce yüzünden vizeyi alamayan 4 kişi eminim ki sadece heyecanları yüzünden cevap veremediler, bir tanesinin konuşurken titrediğini te uzaktan bile görebiliyordum çünkü.

Sonuç olarak heyecan yapmıyoruz çiçeklerim. Sakin sakin gidiyoruz, vizemizi alıyoruz. Anlaştık mı?

Bir Cevap Yazın